Üçüncü hafta kontrolümde kilo vermediğmi görmem spora başlamamda etki oldu. Zaten eşyalarımı yanımda götürmüştüm. Bana spor yaptıracak kızla tanıştım. İsmi Seyhan'dı sanırım tam hatırlamıyorum sonra yine yazarım. Yukarı spor salonuna çıktık. Diyetisyenim zaten ona uyarıda bulundu ve benim ne kadar nalet, sporu sevmeyen, huysuzun teki olduğumdan bahsetti. Tabi bu terimler benim kendi terimlerim, diyetisyenim bunları kullanmadan nazikçe anlattı.
Kocaman aletler
Yürüyüş bandına çıktım önce. Alışana kadar birkaç dakika geçti. Yavaş yavaş yürümeye başladım. Hızı arttırmam gerekiyordu ama ben uzun süre yavaş yavaş takıldım sonra biraz arttırdım.
Spor Kıyafetleri
Ayakkbılarım hiç rahat değildi. Biraz topuklu bir spor ayakkabım vardı ve zaten kilo aldığım için ayağıma biraz küçük geliyordu, ayrıca esnek de değildi. Kıyafet çok önemli. İçinize mutlaka ince bir atlet (penye cinsinden), üstüne bir tişört, altınıza fazla kalın kumaştan yapılmamış eşofman altı gayet egzotik olur. Yeni ayakkabı almam şart. Spor yaparken insan onları düşünmemeli çünkü.
Oturaklı bisiklet
Yürüyüş bandında 25 dakika geçirdikten sonra indim. Başım döndü. Biraz dinlendim ve oturarak pedal çevrilen bir bisiklete bindim. Hem oturup hem pedal çevirmek amma zor işmiş yahu. Hele bir de karnınız büyükse! Bacakları çekicem diye canım çıktı. Onu da tabi çok hızlı yapmadım. Hep yavaş yavaş alışmaya çalışarak. Spor yaptıran kız da sağolsun anlayış gösterdi, kafa bir kızdı.
Arkadaşlar ve ortak noktalar
İşte bu çok önemli. En büyük zevki yemek yemek olan ya da "bize gel, oturur cips yeriz, tv izleriz" gibi önerilerde bulunan arkadaşlarınızdan uzaklaşın. Daha çok "gel yürüyüşe gidelim" tipindekilere yönelin. Spor salonunda bir kız vardı. Ortamı gayet benimsemiş, o aletten inip ötekine biniyor. Çıkarken biraz konuştum. Kız 27 kilo vermiş 4 ayda! Bir 5 kilo daha verince işim bitiyor ama spora devam edicem ek program aldım zaten dedi. İşte o kız ve onun gibiler artık benim dünya ahiret kankam olmalı yavaşan.
|